1.11.09

Nedir ki!

Kalkıp sabah erkenden, gece tekrar ortopedik mezarına dönene kadar yapacağın her şey belli. İşte mutluluk! (peh!)

Sen başkasıylayken, eski bir başkasıylaydım ben de. O, gerçekten ihtiyacım olan nadir bedenlerdenmiş gibi düşünüyordum ki hala da düşünüyor olabilirim. Onunla ömrümün en güzel günlerinden bir kaçını geçirdim. Çünkü o benim cennetim gibiydi yıllardır ve onunla bir rüyada onlarca saat geçirebilmek için tanrıya gecelerce yalvarmıştım. Beni tanrı mı yoksa tanrıya gerek kalmadan kendisi mi duydu bilemiyorum ama işte beraberdim onunla. Çok kısa ya da çok uzun değildi onunla beraberliklerim; ama sanki yıllardır tepemde gökyüzüne her baktığımda salınıp duran o beyaz ve kırmızı ve kararmamış meyveden ufak ısırıklar alır gibiydim. Off evet şu anda onunla olmayı isterdim. Ama onun tadı yine de aklımdaki gibi değildi. O da belki benim dişlerimden hoşlanmamıştı kim bilir. Şimdi, kafamı gökyüzüne kaldırdığımda hayallerimi seyretmek için, o daldaki meyvelerden biri o değil artık sanki. Ya da belki çekirdeklerinden tekrar doğacak bilemiyorum.

En başa yazdığım cümleyi tekrar yazmak istemiyorum. O benim her gördüğümde yön değiştirdiğim çürük meyvelerin alnına yazılı olsa da keşke... Bilmeden, yok olma düşüncesini her an damarlarımda hissederek var olmak, bilmemek ve tahminde bulunma derdinin olmaması. Tasarlamadan, korkmaya gerek kalmadan. Ah bir başarabilsem.

Senden bir şey isterim: Bana biraz insanlardan bahset. Çevrendeki adamlardan kadınlardan. Her akşam sen birini yazsan sonra ben de birini. Belki tanımlaya tanımlaya kendimizi bulabilirdik. İhtiyacım var diyorsun ve işte ben de buradayım ama sadece "burada"!




*dw*

Hiç yorum yok: